
Pendik escort akşamüstü güneşi, sahil yolunu kızıl bir perde gibi kaplıyordu. İnsanlar koşuşturuyor, martılar çığlık çığlığa denizin üstünde daireler çiziyordu. Bu kalabalığın içinde, kimsenin fark etmediği bir yüz daha vardı: Asya. Yirmi üç yaşına yeni basmış, yaşamın yükünü omuzlarında erken hissetmiş bir genç kadındı o. Günün aydınlığı yavaşça çekilirken Asya, Pendik escort ara sokaklarında sessizce yürüyordu.
Hayat kadını olarak yaşamak, Asya’nın asla hayal etmediği bir kaderdi. Fakat küçük yaşta kaybettiği ailesi, ardından sığındığı akrabalarının yanından gördüğü dışlanmışlık, onu kendi başına ayakta kalmaya zorlamıştı. Pendik escort ışıklı caddeleri, dışarıdan bakıldığında sıcak bir hayat izlenimi verse de, Asya’nın tanıdığı gerçek farklıydı: Her ışığın ardında bir gölge, her gülüşün ardında bir yara gizliydi.
O akşam Asya, Pendik sahiline yürümeye karar verdi. Kalabalığın içinden geçerken kimse gözlerine bakmıyordu; sanki görünmez bir duvar onu insanlardan ayırıyordu. Sahile vardığında taşlara oturup denizi izledi. Dalgaların kıyıya vuruşu ona hep aynı şeyi hatırlatıyordu: “Her darbeden sonra geri çekilip yeniden başlamak.” Belki de bu yüzden denizi seviyordu; çünkü kendi hikâyesi gibiydi.
Bir martı ayaklarının önüne gelip bir şeyler aradığında, Asya istemsizce gülümsedi. Uzun zamandır kimsenin kendisine bu kadar yakın geldiğini dolgun memeli hissetmemişti. O anda içinden bir ses “Değişebilirsin,” dedi. Sonra kendi kendine cevap verdi: “Nasıl?” Çünkü yıllardır içinde sıkışıp kaldığı düzen, ona değişimin neredeyse imkânsız olduğunu fısıldıyordu.
O sırada sahilin biraz ilerisinde belediyenin kadın danışma merkezi tabelası gözüne çarptı. Daha önce defalarca önünden geçmişti ama hiç içeri girmeyi düşünmemişti. Bir adım attı, sonra geri çekildi. Korku ağır geldi. Fakat titreyen ellerini montunun cebine sokup derin bir nefes aldı. “Belki bu sefer,” dedi.
Bir yanıt yazın